Her yenilik sıkıntılı olur / Nazmi Gökçeli
Yılardır bu sütunda değişimden, dönüşümden, demokrasiden, özgürlükten, yetenekten, liyakattan söz edip durdum. Sanırım önümüzdeki dönem bu sözlerin, yazıların ete kemiğe bürüneceği dönemler olacak.
Hatırlayanlar olacaktır, 60’lı yıllarda kentlere ve yurtdışına hızlı bir göç yaşanmıştı. O yılarda % 50’nin üzerindeki köylü nüfus, hızla aşağılara düşmüştü. Önümüzdeki yıllarda da böyle bir göç dalgası görüleceğe benziyor. Bugün bir çoklarımızın şikayet ettiği büyük kentlerin büyük köylere dönüşmesi olgusu, önümüzdeki yıllar nasıl bir gelişme gösterecek hep birlikte görececeğiz. Görünen o ki, kentlileri daha iyi bir kentlilik beklemiyor. Çünkü her göz dalgası sorunlarıyla birlikte geliyor. Yol, su, elektrik, gaz, okul, hastane, vb bir çok sorun en çok da kentli nüfusun sorunu olarak ortaya çıkacak. Bunlar sorun olarak çıkmayabilir di ama, son yıllarda hükümetlerin sosyal politika yerine liberal politikalar izlemesi böyle bir sorunun yaşanacağı izlenimini vermektedir. Hatta son günlerde hükümetin çıkardığı sağlık konusundaki kanunlar biraz acıtacaktır. Çünkü sağlık hızla özelleşmektedir.
AB’ye giriş sürecinin başlaması ile son kırk yıldır izlenen Amerikancı yaşam tarzı yerine, Avrupa yaşam tarzının rüzgarlarının estiği bir sürece doğru girmekte olduğumuz da seziliyor.
Dünyanın çeşitli ülkelerini gezen dost, arkadaş ve tanıdıklarınızla yapılan özel söyleşilerde ülkemiz insanın ne kadar da savurgan yaşadığı ve hatta tam bir tüketim toplumuna dönüştüğümüz hep söylenir. Yine Amerika ile Avrupa yaşam tarzının kıyaslanmasında Amerikan yaşam tarzının israfçı, Avrupalı yaşam tarzının mütevazi olduğu söylenir ve çevremizde de görülür.
Önümüzdeki yıllarda bu konuda da tercihlerimizin değişeceği, değişmesi gerektiği günler geleceğe benziyor.
“Ne bulursan tüket” toplumundan, “ihtiyacın kadar tüket toplumuna doğru geçmekle ne doğru tercih yaptığımız yıllar sonra anlaşılacaktır. Ne bulursan tüket ekonomisi paran yoksa borçla tüket anlamına geldiğini son otuz yıldır enflasyonla yaşayarak öğrendik. “ihtiyacın kadar tüket” ekonomisi enflasyona hayır ekonomisi anlamına gelmektedir. Zaten belirtileri çoktan görüldü. Bundan sonra kilolarla alış-veriş devri bitecek, adetlerle alış-veriş dönemi başlayacaktır. Bu sevindirici bir durumdur. İsrafcı ekonomi yalnızca kişilerin, ailelerin geleceğini tüketmekle kalmıyor, dünyanın da geleceğini tüketiyor.
Daha önce de yazmıştım. Enflasyona yakalanmak, ateşli hastalığa yakalanmak gibidir. Ateşli hastalığa yakalan nasıl ki formülü belli ilaçlarla tedavi ediliyorsa, enflasyonda bilimsel formüllerle düşürülebilirdi. Elbette ki hükümetlerin bu yolu tercih etmesi ile gerekmekte idi. Bu tercihi son otuz yılda hiçbir hükümet yapmadı.
Her yenilik yanında sıkıntı ve acı da getirir. Önümüzdeki günlerin getireceği sıkıntı ve acıların gelecekte yararlı olacağı inancını taşımaktayım.